'Muris muvazaası' kavramını, Borçlar Hukukundaki genel muvazaa (danışıklı işlem) kavramından ayıran temel unsurları ve amacını açıklayınız. Yargıtay'ın 01.04.1974 tarihli ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı'nın bu konudaki rolü nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #100314

Muris muvazaası, niteliği itibarıyla bir 'nispi muvazaa' türüdür. Genel muvazaadan ayrılan temel unsurları şunlardır: 1) Amaç: Genel muvazaada amaç genellikle alacaklılardan mal kaçırmak gibi üçüncü kişileri aldatmak iken, muris muvazaasında spesifik amaç, mirasçıları (özellikle saklı paylı mirasçıları) miras hakkından yoksun bırakmaktır. 2) Taraflar: Davayı açan mirasçılar, murisin halefi (ardılı) olarak değil, kendi miras hakları ihlal edildiği için üçüncü kişi konumunda hareket ederler. Bu nedenle iddialarını tanık dahil her türlü delille ispatlayabilirler. 3) Gizli İşlem: Muris muvazaasında gizli işlem hemen her zaman karşılıksız bir kazandırma olan 'bağışlama sözleşmesi'dir. Görünürdeki işlem ise genellikle 'satış' veya 'ölünceye kadar bakma sözleşmesi'dir. Yargıtay'ın 01.04.1974 tarihli ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı (İBK), muris muvazaası kurumunun temelini oluşturur. Bu karar, kanunda açık bir düzenleme olmamasına rağmen, mirasçıların bu tür danışıklı işlemlere karşı dava açabileceğini kabul etmiştir. İBK'ya göre, görünürdeki satış sözleşmesi tarafların gerçek iradesine uymadığı için, gizli bağış sözleşmesi ise kanunda öngörülen resmi şekil şartına (tapuda bağış şeklinde yapılma) uymadığı için geçersizdir. Bu nedenle, miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar, tapu kaydının iptalini isteyebilirler.