Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının infazı sırasında akıl hastalığına tutulan bir hükümlünün durumu, 5275 sayılı Kanun'un 16/1 ve 25/ı maddeleri birlikte değerlendirildiğinde nasıl bir hukuki rejime tabidir? Metindeki Yargıtay 9. Ceza Dairesi (K.2006/4240) kararı bu iki madde arasındaki ilişkiyi nasıl yorumlamaktadır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #100313

Bu durum, ilk bakışta çelişkili görünen iki hükmün yorumlanmasını gerektirir. Madde 25/ı, ağırlaştırılmış müebbet hapis hükümlüsünün cezasının infazına 'hiçbir surette ara verilemeyeceğini' ve sağlık tedbirlerinin yüksek güvenlikli mahkum koğuşlarında uygulanacağını belirtir. Madde 16/1 ise, ceza türüne bakmaksızın, akıl hastalığına tutulan hükümlünün cezasının 'geriye bırakılacağını' ve sağlık kurumunda geçen sürenin infazdan sayılacağını düzenler. Metinde yer alan Yargıtay 9. Ceza Dairesi kararı, bu iki madde arasında bir çelişki olmadığını, aksine birbirini tamamladığını kabul etmektedir. Karara göre, m.16/1, akıl hastalığına ilişkin özel ve öncelikli bir hükümdür. Ağırlaştırılmış müebbet hükümlüsü de olsa, akıl hastalığına yakalanan kişinin infazı 'geriye bırakılır'. Ancak bu 'geriye bırakma', infaza 'ara verme' anlamına gelmez. Hükümlü serbest bırakılmaz; infazın şekli değişir. İnfaz, cezaevi yerine, m.25/ı'nın güvenlik gerekliliklerine uygun, yüksek güvenlikli bir sağlık kurumunda (TCK m.57) koruma ve tedavi altında devam eder. M.16/1 uyarınca bu sağlık kurumunda geçen süre de infazdan sayılır. Dolayısıyla Yargıtay, m.16/1'i maddi hukuk (infazın şekli ve sayılması) hükmü, m.25/ı'yı ise usul ve güvenlik (infazın nerede yapılacağı) hükmü olarak yorumlayarak ikisini birbiriyle uyumlu hale getirmiştir.