İnfaz Kanunu m.16/6'da düzenlenen 'maruz kaldığı ağır bir hastalık veya engellilik nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız idame ettiremeyen' hükümlü için infazın ertelenmesi şartlarını, m.16/2'de düzenlenen 'hayat için kesin tehlike' şartı ile kıyaslayarak analiz ediniz. Bu düzenlemenin getirilme amacını tartışınız.
İnfaz Kanunu m.16/6, 2013 yılında eklenen ve m.16/2'deki şartları yumuşatan özel bir düzenlemedir. İki düzenleme arasındaki temel fark şudur: m.16/2, infazın ertelenmesi için 'hayat için kesin bir tehlike' gibi çok ağır ve dar yorumlanan bir şart ararken; m.16/6, 'hayatını yalnız idame ettirememek' gibi daha fonksiyonel ve insancıl bir kriter getirmiştir. M.16/6'nın uygulanabilmesi için üç kümülatif şart gerekir: 1) Hükümlünün ağır bir hastalık veya engellilik nedeniyle cezaevi koşullarında hayatını tek başına sürdürememesi (yemek yeme, temizlik, tuvalet gibi temel ihtiyaçlarını karşılayamaması). 2) Toplum güvenliği bakımından ağır ve somut bir tehlike oluşturmaması. 3) Bu durumun m.16/3'teki usule göre (Adli Tıp Kurumu raporu) belgelenmesi. Bu düzenlemenin amacı, hayati tehlikesi olmasa bile, cezaevi koşullarında yaşamını sürdüremeyecek derecede hasta veya engelli olan hükümlülerin, insan onuruyla bağdaşmayan koşullarda infaza zorlanmasını önlemektir. Bu, Anayasa'nın 17. maddesindeki 'maddi ve manevi varlığı koruma' hakkı ve ceza infaz hukukunun insancılllaştırılması ilkesiyle doğrudan ilişkilidir.