'Teşhis' ve 'yüzleştirme' işlemlerini hukuki dayanakları, amaçları ve uygulanma usulleri bakımından karşılaştırınız. Hangi işlemde müdafiin (avukatın) varlığı daha kritik bir öneme sahiptir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #100304

'Teşhis' ve 'yüzleştirme' sıklıkla karıştırılsa da farklı hukuki nitelik ve amaçlara sahip iki ayrı ceza muhakemesi işlemidir. 1) Teşhis: Hukuki dayanağı PVSK Ek-6 maddesidir. Amacı, gözaltına alınan şüphelinin, suçun faili olup olmadığının veya kimliğinin mağdur/tanık tarafından teşhis edilmesidir. Tek taraflı bir tanıma işlemidir; şüpheli pasif konumdadır. Usulü katıdır: Savcı talimatı gerekir, teşhis edilecek kişi ile birlikte benzer fiziki özelliklerde başka kişiler de bulundurulur (çoklu teşhis), işlem en az iki kez tekrarlanır ve teşhiste bulunan ile edilen birbirini görmemelidir. 2) Yüzleştirme: Hukuki dayanağı CMK m.52/2'dir. Amacı, tanıklar veya şüpheli/sanıklar arasındaki çelişkili beyanları gidermektir. Karşılıklı bir sorgulama ve diyalog içerir. Kural olarak kovuşturma aşamasında ve hakim tarafından yapılır. Her iki işlem de delil elde etme metodudur. Müdafiin varlığı her ikisinde de önemli olmakla birlikte, 'yüzleştirme' işleminde daha kritiktir. Çünkü yüzleştirmede şüpheli/sanık aktif olarak beyanda bulunur, sorulara cevap verir ve çapraz sorguya tabi tutulabilir. Bu, doğrudan bir ifade alma işlemi niteliğindedir ve CMK m.149/3 uyarınca müdafiin hukuki yardımda bulunma hakkı esastır. Teşhiste ise şüpheli pasif olduğu için YCGK kararına (K.2008/84) göre müdafiin varlığı zorunlu görülmemekle birlikte, işlemin usule uygunluğunu denetlemek adına katılması savunma hakkı açısından önemlidir.