Yargıtay'ın, aleyhe bozma yasağının söz konusu olduğu bir dosyada, sanık aleyhine bir bozma sebebi tespit ettiğinde izlemesi gereken usul hakkında metinde yer alan eleştiriyi ve öneriyi açıklayınız. 'Müktesep hakları koruyarak bozma' pratiği neden eleştirilmektedir?
Mevcut Yargıtay uygulamasında, aleyhe bozma yasağına rağmen sanık aleyhine bir hukuka aykırılık (örneğin yanlış suç vasfı) tespit edildiğinde, daireler genellikle 'sanığın kazanılmış hakkı saklı kalmak kaydıyla' veya 'müktesep hakları korunarak' hükmün bozulmasına karar vermektedir. Bu durumda dosya yerel mahkemeye geri dönmekte ve mahkeme, kazanılmış hakkı (yani önceki ceza miktarını) aşmayacak şekilde yeni bir hüküm kurmaktadır. Metinde bu pratik eleştirilmektedir. Eleştirinin temel nedeni usul ekonomisidir. Sanık, lehine başvurduğu kanun yolu sonucunda tekrar yargılanmak zorunda kalmaktadır. Metindeki öneri ise şudur: Kanun yolu mercii, aleyhe bozma yasağı kapsamına giren bir dosyada sanık aleyhine bir bozma sebebi tespit ettiğinde, bozma kararı vermek yerine, bu hukuka aykırılığı kararında 'eleştiri' olarak belirtmeli ve kanun yolu başvurusunu esastan reddetmelidir. Bu yaklaşım, hem sanığın kazanılmış hakkını koruyacak, hem de davanın gereksiz yere uzamasının önüne geçerek kararın bir an önce kesinleşmesini sağlayacaktır. Bu öneri, usul ekonomisi ve sanığın lüzumsuz yere tekrar yargılanmasının önlenmesi ilkelerine dayanmaktadır.