Yalnızca sanık lehine yapılan bir temyiz başvurusunda, Yargıtay'ın sanığın eyleminin daha ağır bir suçu oluşturduğunu tespit etmesi durumunda 'aleyhe bozma yasağı' nasıl işler? Bu ilkenin 'aleyhe bozma yasağı' yerine 'sanık lehine kazanılmış hak' olarak adlandırılmasının daha isabetli olacağı yönündeki görüşü açıklayınız.
Yalnızca sanık lehine temyiz başvurusu yapıldığında, Yargıtay sanığın eyleminin daha ağır bir suçu (örneğin basit yaralama yerine nitelikli yaralama) oluşturduğunu tespit etse dahi, 'aleyhe bozma yasağı' devreye girer. Bu durumda Yargıtay, suç vasfının yanlış belirlendiği gerekçesiyle hükmü bozabilir. Ancak, bozma üzerine yeniden yargılama yapacak olan mahkeme, sanığa yeni suç vasfından ceza verse bile, bu ceza ilk hükümde verilen cezadan daha ağır olamaz. Örneğin, ilk hükümde basit yaralamadan 2 yıl hapis verildiyse, bozma sonrası nitelikli yaralamadan hüküm kurulsa bile ceza 2 yılı geçemez. Metinde ileri sürülen 'sanık lehine kazanılmış hak' olarak adlandırma görüşü tam da bu durumu ifade eder. İlke, hükmün sanık aleyhine bozulmasına engel değildir; ancak bozma sonrası verilecek yeni hükmün, ilk hükümle belirlenen cezadan daha ağır olmasını engeller. Yani, ilk karardaki ceza miktarı, sanık için bir tavan, bir 'kazanılmış hak' teşkil eder. Bu nedenle bu isimlendirme, ilkenin işleyişini daha doğru bir şekilde yansıtmaktadır.