İdarenin (belediye, bakanlık vb.) depremden kaynaklanan zararlardan doğan sorumluluğu 'hizmet kusuru' kavramı çerçevesinde nasıl şekillenir? Danıştay'ın, depremin 'mücbir sebep' olduğu yönündeki savunmalara karşı geliştirdiği içtihadı analiz ediniz.
İdarenin sorumluluğu, kural olarak 'hizmet kusuru' ilkesine dayanır. Hizmet kusuru, hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde ortaya çıkar. Deprem bağlamında idarenin hizmet kusuru; imar planlarını risklere göre hazırlamamak, riskli alanları imara açmak, yapı ruhsatlarını denetimsiz vermek, kaçak yapılaşmaya göz yummak gibi eylem veya ihmallerle ortaya çıkar. Metinde yer alan Danıştay 11. Dairesi kararı (E. 2005/1353), bu konudaki yerleşik içtihadı yansıtmaktadır. Bu içtihada göre, Türkiye'nin bir deprem kuşağında yer alması nedeniyle deprem öngörülemez bir olay (mücbir sebep) olarak kabul edilemez. Deprem bir doğa olayıdır, ancak idarenin bu öngörülebilir riske karşı gerekli önlemleri almaması, denetim görevini yerine getirmemesi bir 'hizmet kusuru'dur. Dolayısıyla, idare 'deprem mücbir sebeptir, benim sorumluluğum yoktur' diyerek sorumluluktan kurtulamaz. Eğer idarenin hizmet kusuru ile zarar arasında bir illiyet bağı kurulabiliyorsa, idare oluşan zararı 'tam yargı davası' yoluyla tazmin etmekle yükümlüdür. Danıştay, idarenin hareketsizliğini 'olumsuz eylem' olarak nitelendirerek sorumluluk alanını geniş tutmaktadır.