Bir kamu görevlisinin, görevi sırasında işlediği iddia edilen 'cinsel saldırı' gibi bir suç nedeniyle mağdurun açacağı manevi tazminat davasında, davanın idareye karşı idari yargıda mı, yoksa doğrudan kamu görevlisine karşı adli yargıda mı açılması gerekir? Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun bu konudaki 'hizmet kusuru' ve 'kişisel kusur' ayrımını açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #100260

Cevap: Bu dava, doğrudan kamu görevlisine karşı adli yargıda (hukuk mahkemesinde) açılmalıdır. Anayasa'nın 129/5. maddesi ve 657 sayılı DMK'nın 13. maddesi uyarınca, kamu görevlilerinin görevlerini yerine getirirken verdikleri zararlardan dolayı idareye karşı dava açılması kuralı, eylemin 'hizmet kusuru' niteliğinde olmasına bağlıdır. Hizmet kusuru, kamu hizmetinin kötü veya eksik işlemesiyle ilgili olup, kamu görevlisinin eylemi görevinden ayrılamaz niteliktedir. Ancak, cinsel saldırı gibi suçlar, kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılsa dahi, görevin ifasıyla ilgisi olmayan, tamamen kamu görevlisinin 'kişisel kusurundan' kaynaklanan haksız fiillerdir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun yerleşik içtihatlarında (Ör: K. 2015/1102) da benimsendiği gibi, bu tür ağır kişisel kusurlarda eylem idareye atfedilemez ve doğrudan eylemi gerçekleştiren kamu görevlisinin şahsi sorumluluğu doğar. Bu nedenle, davanın adli yargıda, doğrudan kamu görevlisine karşı açılması gerekir. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/medeni-hukuk/yargitay-nedir-yargitayin-gorevi-nedir.html)