Muris, alacaklılarından mal kaçırmak amacıyla, aslında hiçbir borcu olmayan bir kişiye yüksek meblağlı bir borç senedi düzenleyerek muvazaalı bir borç yaratmıştır. Murisin ölümünden sonra, bu durumdan zarar gören mirasçılar, bu işleme karşı 'muris muvazaası' hukuki nedenine dayanarak tapu iptal ve tescil davası açabilirler mi? Bu tür bir muvazaanın, taşınmaz devrini içeren klasik muris muvazaasından farkı nedir ve mirasçıların başvurabileceği doğru hukuki yol ne olmalıdır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #100247

Cevap: Mirasçılar, bu işleme karşı 'muris muvazaası' hukuki nedenine dayanarak tapu iptal ve tescil davası açamazlar. Çünkü ortada bir taşınmaz devri yoktur. Metinde de belirtildiği gibi, 'miras bırakanın borç senedi düzenlemesi durumunda da yine muris muvazaası davası açılamamaktadır'. Klasik muris muvazaası (1.4.1974 tarihli İBK kapsamında), murisin tapulu bir taşınmazını mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla yaptığı muvazaalı devirleri konu alır. Borç senedi düzenlenmesi ise 'taraf muvazaası' niteliğindedir ve amacı genellikle mirasçılardan değil, alacaklılardan mal kaçırmaktır. Mirasçıların bu durumda başvurabileceği hukuki yol, alacaklı gibi görünen kişinin bu senede dayanarak terekeye karşı bir icra takibi başlatması veya alacak davası açması durumunda, bu takibe veya davaya karşı 'borcun muvazaalı olduğu ve aslında mevcut olmadığı' gerekçesiyle 'menfi tespit davası' (İİK m. 72) açmaktır. Eğer ödeme yapılmışsa, 'istirdat davası' açılabilir. Ayrıca, koşulları varsa (saklı payları ihlal ediyorsa) bu muvazaalı borçlandırma işlemine karşı tenkis davası açılması da düşünülebilir. (Kaynak: kadimhukuk.com.tr/makale/muris-muvazaasi-davasi-mirastan-mal-kacirma/)