HMK m. 137 uyarınca ön incelemenin, dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra yapılacağı hükme bağlanmıştır. Mahkemenin, tensip zaptıyla birlikte, henüz dava dilekçesi davalıya tebliğ edilmeden bir ön inceleme duruşma günü belirlemesi ve bu duruşmada tahkikat aşamasına geçme kararı alması usulen doğru mudur? Bu durumun tarafların hakları üzerindeki etkisini, özellikle 'iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağı' açısından değerlendiriniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #100245

Cevap: Bu usul, HMK'nın öngördüğü kesitli yargılama yapısına ve temel usul kurallarına aykırıdır. HMK, önce dilekçeler teatisinin (dava-cevap-cevaba cevap-ikinci cevap) tamamlanmasını, ardından bu dilekçelerdeki iddia ve savunmalara göre uyuşmazlık konularının belirleneceği bir 'ön inceleme' aşamasını öngörür. Dilekçeler teatisi tamamlanmadan ön inceleme yapılamaz. Mahkemenin tensiple birlikte ön inceleme günü belirlemesi ve bu duruşmayı yapması, davalının cevap hakkını, davacının ise cevaba cevap hakkını kullanmasını engelleyerek hukuki dinlenilme hakkını (HMK m. 27) ihlal eder. Ayrıca, HMK'ya göre iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağı, kural olarak ön inceleme duruşmasının sonunda başlar. Dilekçeler aşaması atlanarak yapılan bir ön inceleme, tarafların iddia ve savunmalarını tam olarak şekillendirme ve serbestçe ileri sürme haklarını ellerinden alır. Bu nedenle, Yargıtay'ın da belirttiği gibi (Ör: Y. 8. HD, E. 2017/16071, K. 2017/17590), bu şekilde yapılan bir yargılama usule aykırı olup bozma sebebidir. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/hmk-madde-122-dava-dilekcesinin-tebligi.html)