5275 sayılı Kanun m. 16/6, 'maruz kaldığı ağır bir hastalık veya engellilik nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız idame ettiremeyen' mahkûmun cezasının infazının geri bırakılabilmesini düzenlemektedir. Bu hükmün, aynı maddenin 2. fıkrasında düzenlenen 'hayat için kesin tehlike' halinden farkı nedir? Bu fıkranın uygulanmasında aranan ek şart olan 'toplum güvenliği bakımından ağır ve somut tehlike oluşturmama' kriteri nasıl değerlendirilmelidir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #100240

Cevap: İki fıkra arasındaki temel fark, hastalığın niteliği ve yarattığı sonuçtur. Madde 16/2, ölüm riski taşıyan, 'hayat için kesin tehlike' oluşturan akut ve ağır hastalıkları kapsar. Madde 16/6 ise, doğrudan ölüm tehlikesi olmasa da, kişinin hastalığı veya engelliliği nedeniyle cezaevi koşullarında temel yaşam aktivitelerini (beslenme, temizlik, hareket etme vb.) başkasının yardımı olmadan sürdüremeyeceği, yani 'hayatını yalnız idame ettiremeyeceği' kronik ve ağır durumları hedefler. Bu fıkra, daha çok insancıl ceza infazı ilkesinin bir yansımasıdır. Madde 16/6'nın uygulanabilmesi için, hayatını idame ettirememe şartının yanı sıra, bir de ek güvenlik kriteri aranır: 'Toplum güvenliği bakımından ağır ve somut tehlike oluşturmama.' Bu kriter değerlendirilirken, mahkûmun işlediği suçun niteliği, tehlikelilik hali, suç işleme potansiyeli, pişmanlığı gibi faktörler Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından somut olarak değerlendirilir. Örneğin, terör veya organize suç örgütü lideri gibi kişilerin bu hükümden yararlanması, bu kriter nedeniyle daha zordur. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/infaz-kanunu-madde-16-hapis-cezasinin-infazinin-hastalik-nedeni-ile-ertelenmesi.html)