Soruşturma aşamasında şüphelinin kimliğini tespit etmek amacıyla yapılan 'teşhis' işlemi ile tanık veya şüphelilerin çelişkili beyanlarını gidermek amacıyla yapılan 'yüzleştirme' işlemi arasındaki temel hukuki ve usuli farklar nelerdir? Kolluk tarafından müdafi (avukat) hazır bulundurulmadan yapılan bir teşhis işleminin hukuka uygunluğu Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararları ışığında nasıl değerlendirilmektedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #100202

Cevap: Temel farklar şunlardır: 1) Hukuki Dayanak: Teşhis, PVSK Ek Madde 6'da düzenlenirken; yüzleştirme, CMK m. 52/2'de düzenlenmiştir. 2) Amaç: Teşhisin temel amacı, şüphelinin suçun faili olup olmadığını veya kimliğini belirlemektir. Yüzleştirmenin amacı ise, tanıklar veya şüpheliler/sanıklar arasındaki ifade çelişkilerini gidermektir. 3) Aktif Katılım: Teşhiste şüpheli pasif bir konumdadır, sadece tanık veya mağdura gösterilir ve bir beyanı alınmaz. Yüzleştirmede ise taraflar aktif olarak yüz yüze getirilir ve karşılıklı beyanları alınır, bu yönüyle bir ifade alma/sorgu niteliği taşır. 4) Müdafiin Varlığı: Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun yerleşik kararına (Ör: K.2008/84) göre; teşhis, pasif bir tanıma işlemi olduğu ve şüphelinin aktif beyanı alınmadığı için müdafiin hazır bulundurulması zorunlu değildir. Ancak, yüzleştirme işlemi, ifade alma niteliği taşıdığı için şüpheli/sanık aktif olarak katıldığından, müdafiin katılımı zorunludur. Eğer bir teşhis işlemi, fiilen yüzleştirme şeklinde (karşılıklı beyan alınarak) yapılmışsa, müdafiin yokluğu işlemi hukuka aykırı hale getirir. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/teshis-ve-yuzlestirme-islemi-nasil-yapilir.html)