PVSK Ek Madde 6'da düzenlenen teşhis işlemi için 'zorunlu olması halinde' yapılabileceği belirtilmiştir. Bu 'zorunluluk' şartını, ceza muhakemesindeki 'ölçülülük' ve 'son çare (ultima ratio)' ilkeleri bağlamında yorumlayınız. Başka delillerle (örneğin net bir kamera kaydı) failin kimliği kesin olarak tespit edilebiliyorsa, yine de teşhis işlemi yapılması bu şartı ihlal eder mi?
Cevap: PVSK Ek-6'daki 'zorunlu olması halinde' şartı, teşhis işleminin keyfi olarak değil, ancak failin kimliğinin belirlenmesi için başka makul bir yol olmadığında başvurulması gereken bir delil elde etme yöntemi olduğunu ifade eder. Bu, ceza muhakemesindeki ölçülülük ve son çare (ultima ratio) ilkelerinin bir yansımasıdır. Ölçülülük ilkesi, başvurulan tedbirin (teşhis) ulaşılmak istenen amaç (kimlik tespiti) için elverişli, gerekli ve orantılı olmasını gerektirir. Eğer failin kimliği, yüksek çözünürlüklü ve net bir kamera kaydı, parmak izi veya DNA delili gibi başka objektif ve kesin delillerle zaten şüpheye yer bırakmayacak şekilde tespit edilebiliyorsa, insan hafızasının yanıltıcı olabileceği teşhis işlemine başvurmak 'gerekli' olmayabilir. Bu durumda teşhis yapılması, zorunluluk şartını ve dolayısıyla ölçülülük ilkesini ihlal edebilir. Ancak, mevcut delilleri teyit etmek veya güçlendirmek amacıyla yapılıyorsa, zorunluluk hali daha geniş yorumlanabilir. Mahkemenin, her somut olayda bu zorunluluğun varlığını ayrıca değerlendirmesi gerekir. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/teshis-ve-yuzlestirme-islemi-nasil-yapilir.html)