5275 sayılı İnfaz Kanunu m. 16/1, 'Sağlık kurumunda geçen süreler cezaevinde geçmiş sayılır.' hükmünü içermektedir. Bu hükmün, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkum bir hükümlünün akıl hastalığına yakalanması durumunda, aynı kanunun 25. maddesindeki 'Hükümlünün cezasının infazına hiçbir surette ara verilemez.' hükmüyle çelişip çelişmediğini tartışınız. Yargıtay'ın bu konudaki yorumunu (Y. 9. CD, E. 2006/3324, K. 2006/4240) açıklayınız.
Cevap: Yargıtay'ın ilgili kararına göre bu iki hüküm arasında bir çelişki yoktur ve birbirini dışlamaz. Yargıtay'a göre, m. 16/1'deki 'infazın geri bırakılması' ifadesi, ağırlaştırılmış müebbet hapis hükümlüsü olan bir akıl hastası için, cezanın infazına 'ara verilmesi' anlamına gelmez. Bu ifade, infazın ceza infaz kurumunda değil, yüksek güvenlikli bir sağlık kurumunda, koruma ve tedavi altında devam ettirilmesi gerektiğini ifade eder. Yani infazın şekli ve yeri değişmektedir, infaza ara verilmemektedir. Hükümlü yine devletin denetimi ve gözetimi altındadır. M. 25'teki hüküm ise, ağırlaştırılmış müebbet hükümlülerinin sağlık tedbirlerinin de yüksek güvenlikli koşullarda uygulanmasını temin eden genel bir güvenlik kuralıdır. M. 16/1, akıl hastalığına ilişkin özel bir infaz usulü düzenlemektedir. Bu nedenle, ağırlaştırılmış müebbet hükümlüsü bir akıl hastasının cezasının infazı, m. 16/1 uyarınca yüksek güvenlikli bir sağlık kurumunda devam ettirilir ve burada geçen süreler infazdan sayılır. Bu durum, m. 25'teki infaza ara verilemeyeceği kuralını ihlal etmez. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/infaz-kanunu-madde-16-hapis-cezasinin-infazinin-hastalik-nedeni-ile-ertelenmesi.html)