Bir ceza davasında, sanığın eyleminin TCK m. 81 (basit kasten öldürme) değil, TCK m. 82 (nitelikli kasten öldürme) suçunu oluşturduğu Yargıtay tarafından tespit edilmiştir. Ancak dava, sadece sanık lehine temyiz edilmiştir. Bu durumda Yargıtay, suç vasfının yanlış belirlendiği gerekçesiyle hükmü bozabilir mi? Bozma sonrası ilk derece mahkemesi, sanığa TCK m. 82'den ceza tayin ederken aleyhe bozma yasağı (CMK m. 307/5) karşısında nasıl bir yol izlemelidir?
Cevap: Evet, Yargıtay suç vasfının yanlış belirlendiği gerekçesiyle hükmü bozabilir. Aleyhe bozma yasağı, hükmün sanık aleyhine bozulmasına engel değildir; sadece bozma sonrası verilecek yeni hükümdeki cezanın, önceki hükümdeki cezadan daha ağır olmasını engeller. Yani, Yargıtay, 'Eylem TCK m.81 değil, m.82'dir' diyerek bir bozma kararı verebilir. Bu bozma kararı, içerik olarak sanık aleyhinedir. Ancak, ilk derece mahkemesi bu bozmaya uyduğunda, sanığa TCK m. 82'den ceza tayin ederken, aleyhe bozma yasağı nedeniyle, sonuç ceza olarak ilk hükümde TCK m. 81'den verdiği cezayı (örneğin 20 yıl hapis) geçemez. Mahkeme, TCK m. 82'ye göre (ağırlaştırılmış müebbet) temel cezayı belirler, gerekli indirimleri uygular, ancak sonuç ceza olarak önceki karardaki 20 yılı tavan olarak kabul etmek zorundadır. Bu durum, 'müktesep hak' veya 'kazanılmış hak' ilkesinin bir sonucudur. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/aleyhe-bozma-yasaginin-kapsami)