Tapu sicilinin yanlış tutulması nedeniyle (örneğin, kadastro sırasında taşınmazın orman arazisi olarak hatalı tescili) zarara uğrayan bir mülk sahibinin Devlete karşı açacağı tazminat davasının hukuki dayanağı nedir ve bu davada görevli yargı kolu (adli yargı / idari yargı) hangisidir? Yargıtay'ın bu konudaki yaklaşımını açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #100159

Cevap: Bu davanın hukuki dayanağı, Türk Medeni Kanunu'nun 1007. maddesidir. Bu madde, 'Tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet sorumludur.' hükmünü amirdir. Bu, Devletin kusursuz sorumluluğuna dayanan özel bir tazminat hükmüdür. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına (Ör: Y. 20. HD, K. 2016/7218) ve Uyuşmazlık Mahkemesi kararlarına göre, TMK m. 1007'ye dayalı olarak açılan tazminat davalarında görevli yargı kolu, 'adli yargı'dır (görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir). Her ne kadar tapu ve kadastro işlemleri idari nitelik taşısa da, TMK'da özel bir hükümle sorumluluk düzenlendiği için, bu tür uyuşmazlıklar idari yargının görev alanına giren tam yargı davası olarak değil, adli yargıda görülecek bir tazminat davası olarak kabul edilmektedir. Davacının talebi bir idari işlemin iptali değil, tapu sicilinin yanlış tutulmasından kaynaklanan zararın tazmini olduğu için uyuşmazlık adli yargıda çözümlenir. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/medeni-hukuk/yargitay-nedir-yargitayin-gorevi-nedir.html)