Muris muvazaası iddiasıyla açılan tapu iptal ve tescil davasında, mirasbırakanın aslında bağışlamak istediği taşınmazını, tapuda 'ölünceye kadar bakma sözleşmesi' ile mirasçılarından birine devrettiği anlaşılmıştır. Bu işlemin muris muvazaası kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceğini, 1.4.1974 tarih ve 1/2 sayılı İçtihatları Birleştirme Kararı'nın uygulama alanını ve ölünceye kadar bakma sözleşmesinin ivazlı niteliğinin bu değerlendirmedeki rolünü açıklayınız.
Cevap: Evet, bu işlem muris muvazaası kapsamında değerlendirilebilir. 1.4.1974 tarihli İBK, temel olarak tapuda 'satış' gibi gösterilen bağışlamaları konu alsa da, Yargıtay uygulaması bu kararın amacını geniş yorumlayarak 'ölünceye kadar bakma sözleşmesi' gibi ivazlı görünen ancak gerçekte bağış ve mal kaçırma amacı taşıyan işlemlere de teşmil etmektedir. Ölünceye kadar bakma sözleşmesi (TBK m. 611 vd.), ivazlı bir sözleşmedir ve bakım borcuna karşılık bir malvarlığı devrini içerir. Ancak, eğer bakım borçlusu fiilen bir bakım ve gözetim hizmeti sunmamışsa, sunulan bakım ile devredilen malvarlığı arasında bariz bir orantısızlık varsa veya murisin gerçek amacının bakım almaktan ziyade diğer mirasçıları miras hakkından yoksun bırakmak olduğu (örneğin murisin bakıma ihtiyacı olmaması, devrin ölümden çok kısa süre önce yapılması gibi) delillerle ispatlanırsa, bu sözleşme görünüşteki işlem olarak kabul edilir. Gizli işlem olan bağış ise şekil şartına uymadığından geçersiz sayılır ve muvazaa nedeniyle tapu iptal ve tescil davası kabul edilebilir. Önemli olan, mirasbırakanın gerçek iradesinin ve aldatma kastının ortaya konulmasıdır. (Kaynak: kadimhukuk.com.tr/makale/muris-muvazaasi-davasi-mirastan-mal-kacirma/)