Birinci derece deprem kuşağında yer alan bir ilde, müteahhit maliyetleri düşürmek amacıyla statik projeye aykırı olarak ve deniz kumu gibi kalitesiz malzeme kullanarak bir bina inşa etmiştir. Beklenen büyüklükteki bir depremde bina yıkılmış ve çok sayıda kişi hayatını kaybetmiştir. Müteahhidin cezai sorumluluğunu, TCK m. 21/2'de düzenlenen 'olası kast' ve TCK m. 22/3'te düzenlenen 'bilinçli taksir' kavramları çerçevesinde tartışınız. 'Olursa olsun' mantığı ile 'bir şey olmaz' mantığı arasındaki ayrımı somut olay üzerinden açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #100111

Cevap: Bu olayda müteahhidin cezai sorumluluğu, olası kast (TCK m. 21/2) ve bilinçli taksir (TCK m. 22/3) arasındaki ayrıma göre belirlenir. Taksir, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla bir davranışın, suçun kanuni tanımında belirtilen neticesi öngörülmeyerek gerçekleştirilmesidir (TCK m. 22/2). Bilinçli taksirde ise kişi neticeyi öngörmesine rağmen, bunun gerçekleşmeyeceği inancıyla veya şansına güvenerek hareket eder ('bir şey olmaz' mantığı). Olası kastta ise kişi, suçun kanuni tanımındaki unsurların gerçekleşebileceğini öngörmesine rağmen, fiili işlemekten çekinmez ve sonucun meydana gelmesini kabullenir ('olursa olsun' mantığı). Somut olayda, müteahhidin birinci derece deprem kuşağında, bilerek ve maliyetten kaçmak gibi bir amaçla statik projeye aykırı ve kalitesiz malzeme kullanması, binanın yıkılacağı ve insanların öleceği neticesini öngörmesine rağmen bu sonucu kabullendiğini, 'olursa olsun' düşüncesiyle hareket ettiğini gösterir. Bu durum, bilinçli taksirden ziyade olası kasta daha yakındır. Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin Van depremiyle ilgili kararında (E. 2016/4242 K. 2016/10443) bilinçli taksir kabul edilmiş olsa da, somut olaydaki kasıtlı ve ağır ihmaller, neticenin kabullenildiğini gösterdiğinden olası kastla insan öldürme suçunun unsurlarının tartışılması gerekir. (Kaynak: ayboga.av.tr/deprem-sonrasi-meydana-gelen-neticelerden-dogan-cezai-ve-hukuki-sorumluluk/)