5275 sayılı İnfaz Kanunu m.16/1, akıl hastalığına tutulan hükümlünün cezasının infazının geri bırakılacağını ve 'sağlık kurumunda geçen sürelerin cezaevinde geçmiş sayılacağını' hükme bağlamıştır. Aynı kanunun 16/2. maddesi ise, diğer ağır hastalıklarda infazın geri bırakılmasını düzenlerken, hastanede geçen sürenin infazdan sayılacağına dair bir hükme yer vermemiştir. Bu iki fıkra arasındaki farkın hukuki gerekçesi nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #100108

Cevap: İki fıkra arasındaki bu farkın temel hukuki gerekçesi, infazın geri bırakılma nedeninin niteliğindeki ayrımdır. Madde 16/1'deki akıl hastalığı, kişinin kusur yeteneğini etkileyen ve cezanın infazının amacına (ıslah) ulaşmasını engelleyen bir durumdur. Hükümlü, yüksek güvenlikli bir sağlık kurumunda koruma ve tedavi altına alınarak aslında yine özgürlüğünden mahrum bir halde tutulmaktadır. Bu tedavi süreci, cezanın bir parçası ve alternatifi olarak görülmektedir. Bu nedenle kanun koyucu, bu süreyi cezaevinde geçmiş gibi kabul etmiştir. Madde 16/2'deki diğer ağır hastalıklarda ise, infazın geri bırakılmasının temel amacı, hükümlünün hayatının korunmasıdır. Burada hükümlü, bir sağlık kurumunda tedavi görse de, akıl hastaları gibi sürekli bir koruma ve gözetim altında değildir ve tedavisi bittiğinde cezaevine dönecektir. Bu durum, cezanın infazına insani nedenlerle verilen bir 'ara' olarak kabul edilir, cezanın bir parçası olarak görülmez. Bu nedenle, kanun koyucu bu sürenin infazdan sayılmasına yönelik bir düzenleme yapmamıştır. Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin 2006/3324 E. sayılı kararındaki tartışmalar da bu ayrımı destekler niteliktedir. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/infaz-kanunu-madde-16-hapis-cezasinin-infazinin-hastalik-nedeni-ile-ertelenmesi.html)