Muris muvazaası davası, niteliği gereği bir ayni hakka (mülkiyet hakkına) ilişkin olmasına rağmen, neden herhangi bir zamanaşımı veya hak düşürücü süreye tabi değildir? Bu durumun hukuki gerekçesini, muvazaalı işlemin hukuki niteliği ve yolsuz tescil kavramı ile açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #100088

Cevap: Muris muvazaası davasının herhangi bir zamanaşımı veya hak düşürücü süreye tabi olmamasının hukuki gerekçesi, muvazaalı işlemin Türk Borçlar Kanunu uyarınca 'kesin hükümsüz' (yok hükmünde) sayılmasıdır. Muvazaalı bir sözleşme, tarafların gerçek iradelerini yansıtmadığı için en başından itibaren hiçbir hukuki sonuç doğurmaz ve zaman geçmekle geçerli hale gelmez. Bu kesin hükümsüzlük, herkes tarafından her zaman ileri sürülebilir. Muvazaalı bir işleme dayanılarak tapuda yapılan tescil, TMK anlamında bir 'yolsuz tescil'dir. Yolsuz tescil, ayni hakkı sahibine kazandırmaz ve gerçek hak sahibi her zaman bu yolsuz tescilin düzeltilmesini (tapu iptalini) talep edebilir. Mirasçılar da, murisin ölümüyle birlikte onun haklarına halef oldukları ve aynı zamanda muvazaalı işlemle kendi miras hakları ihlal edildiği için, bu kesin hükümsüzlüğe dayanarak süre sınırı olmaksızın dava açabilirler. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin yerleşik kararları (Ör: 04.06.2008 tarihli, E. 2008/2165) da bu yöndedir. Dava, bir hakkın kurulmasına yönelik (yenilik doğurucu) değil, mevcut bir hükümsüzlüğün tespitine yönelik (açıklayıcı) bir davadır. (Kaynak: kadimhukuk.com.tr/makale/muris-muvazaasi-davasi-mirastan-mal-kacirma/)