Kolluk, CMK m.119 uyarınca bir arama emri veya kararı olmaksızın, bir kişinin üzerinde yaptığı ve hukuka aykırı olduğu anlaşılan bir arama neticesinde suç delili ele geçirmiştir. Bu delilin hukuka aykırılığı nedeniyle hükme esas alınamayacağı açıktır. Peki, bu hukuka aykırı delilden hareketle ulaşılan diğer delillerin (örneğin, arama sonucu bulunan bir not defterindeki bilgilere dayanarak ulaşılan bir tanığın beyanı) hukuki akıbeti ne olur? 'Zehirli ağacın meyvesi de zehirlidir' ilkesini bu bağlamda açıklayınız.
Cevap: Bu durum, ceza muhakemesi hukukunda 'zehirli ağacın meyvesi de zehirlidir' (fruit of the poisonous tree) doktrini ile açıklanır. Bu ilkeye göre, sadece hukuka aykırı bir yöntemle doğrudan elde edilen delil değil, aynı zamanda bu hukuka aykırı delil sayesinde, ondan yola çıkılarak elde edilen 'türev deliller' de hukuka aykırı kabul edilir ve yargılamada kullanılamaz. Somut olayda, hukuka aykırı arama (zehirli ağaç) sonucu ele geçirilen not defteri (doğrudan delil) hükümsüzdür. Bu not defterindeki bilgiler sayesinde ulaşılan tanığın beyanı ise (zehirli ağacın meyvesi), bu hukuka aykırı ilk eylem olmasaydı elde edilemeyeceği için, o da hukuka aykırı hale gelir ve kural olarak hükme esas alınamaz. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 22.03.2022 tarihli, 2019/307 E., 2022/198 K. sayılı kararında da bu ilke benimsenmiş ve 'söz konusu hukuka aykırı yöntemle elde edilmiş delillerden hareketle tespit edilen tanık ...’in ... beyanının hükme esas alınamayacağı' belirtilmiştir. Bu kuralın istisnası, türev delile başka bir bağımsız ve hukuka uygun bir kaynaktan da ulaşılabileceğinin ispatlanmasıdır. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/hakim-karari-veya-yazili-emir-olmaksizin-yapilan-arama)