Murisin, sağlığında taşınmazını mirasçılarından birine gerçekte bağışlamasına rağmen tapuda satış göstermesi 'muris muvazaası' olarak kabul edilirken; tapuda resmi vasiyetname veya miras sözleşmesi yerine, doğrudan 'resmi bağış sözleşmesi' ile aynı devri yapması durumunda hukuki durum nasıl değişir? Bu ikinci durumda, diğer mirasçıların 'muris muvazaası' nedeniyle tapu iptal davası açma hakkı var mıdır, yoksa başka bir hukuki yola mı başvurmalıdırlar?
Cevap: Murisin, devri tapuda 'resmi bağış sözleşmesi' ile yapması durumunda, artık bir muvazaadan (işlemin niteliğini gizlemekten) söz edilemez. Çünkü murisin iradesi ile yapılan işlem (bağış) birbiriyle uyumludur. Bu nedenle, diğer mirasçıların 'muris muvazaası' hukuki sebebine dayanarak tapu iptal ve tescil davası açma hakkı yoktur. Bu durumda, yapılan işlem hukuken geçerli bir bağışlamadır. Ancak, bu bağışlama, eğer saklı paylı mirasçıların (altsoy, eş, anne-baba) saklı paylarını ihlal ediyorsa, bu mirasçılar murisin ölümünden sonra, saklı paylarını ihlal eden kısım oranında bu bağışlamanın etkisizleştirilmesi için 'tenkis davası' (TMK m. 560 vd.) açabilirler. Dolayısıyla, hukuki yol 'muris muvazaasına dayalı tapu iptali' değil, 'saklı payın ihlaline dayalı tenkis' davasına dönüşür. Tenkis davası, işlemin tamamını değil, sadece saklı payı ihlal eden kısmını hedefler ve belirli hak düşürücü sürelere tabidir. (Kaynak: kadimhukuk.com.tr/makale/muris-muvazaasi-davasi-mirastan-mal-kacirma/)