5275 sayılı Kanun m. 16/1, akıl hastalığına tutulan hükümlünün cezasının infazının geriye bırakılacağını ve TCK m. 57'de belirtilen sağlık kurumunda tedavi altına alınacağını düzenlemektedir. Bu hükmün uygulanabilmesi için aranan 'akıl hastalığı'nın tespiti hangi kurum tarafından ve nasıl bir raporla yapılmalıdır? Bu süreçte CMK m. 74'te düzenlenen 'gözlem altına alma' tedbirinin rolü nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #100066

Cevap: 5275 sayılı Kanun m. 16/1'in uygulanabilmesi için akıl hastalığının varlığı ve bunun cezanın infazına engel teşkil edip etmediği, m.16/3 uyarınca Adli Tıp Kurumu'nca düzenlenen ya da Adalet Bakanlığı'nca belirlenen tam teşekküllü hastanelerin sağlık kurullarınca düzenlenip Adli Tıp Kurumu'nca onaylanan bir raporla tespit edilmelidir. Tek hekim raporu veya herhangi bir hastaneden alınan rapor yeterli değildir. Yargıtay'ın 9. Ceza Dairesi'nin E. 2008/6230, K. 2009/1 sayılı kararında da belirtildiği gibi, bu raporların hangi usulle alınacağı konusunda TMK m. 409/2 ve Yataklı Tedavi Kurumları İşletme Yönetmeliği gibi düzenlemelerden kıyasen yararlanılır. CMK m. 74'te düzenlenen gözlem altına alma tedbiri ise, bu raporlandırma sürecinde bir zorunluluk değildir. Ancak, sağlık kurulundaki uzman hekimlerin, kişinin akıl hastalığına dair kesin bir tanı koyabilmek için daha uzun süreli bir incelemeye ihtiyaç duymaları halinde, mahkemeden talepte bulunmaları üzerine başvurulabilecek istisnai bir kontrol yöntemidir. Kural, ayakta muayene ile rapor düzenlenmesidir. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/infaz-kanunu-madde-16-hapis-cezasinin-infazinin-hastalik-nedeni-ile-ertelenmesi.html)