6100 sayılı HMK m. 122 uyarınca dava dilekçesinin davalıya tebliği ve cevap süresinin verilmesinin, 'hukuki dinlenilme hakkı' (HMK m. 27) açısından önemini açıklayınız. Mahkemenin, dava dilekçesini davalıya tebliğ etmeden, dosya üzerinden 'görevsizlik' gibi bir dava şartı noksanlığına dayanarak karar vermesi usulen mümkün müdür?
Cevap: HMK m. 122 uyarınca dava dilekçesinin davalıya tebliği, Anayasa m. 36 ve HMK m. 27'de düzenlenen hukuki dinlenilme hakkının temel bir gereğidir. Bu hak, tarafların yargılama hakkında bilgi sahibi olmasını, iddia ve savunmalarını sunabilmesini ve delillerini ileri sürebilmesini kapsar. Davalının, aleyhine açılan davadan haberdar olması ve cevap hakkını (HMK m. 127) kullanabilmesi, ancak dava dilekçesinin usulüne uygun tebliği ile mümkündür. Mahkemenin, dava dilekçesini davalıya tebliğ etmeden dosya üzerinden görevsizlik kararı vermesi usulen mümkün değildir. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında (Ör: Y. 13. HD, E. 2016/8252, K. 2016/19625) da vurgulandığı gibi, HMK m. 138 mahkemeye dava şartları hakkında dosya üzerinden karar verme yetkisi tanısa da, bu yetki ancak 'dilekçelerin teatisi' aşaması tamamlandıktan sonra kullanılabilir. Dilekçeler teatisi tamamlanmadan, davalının savunma hakkı doğmadan verilecek bir karar, hukuki dinlenilme hakkının ağır bir ihlalidir. Zira davalı, cevap dilekçesinde mahkemenin görevli olduğunu savunabilir veya davacı cevaba cevap dilekçesinde davasını görevli mahkemenin alanına girecek şekilde değiştirebilir. Bu nedenle, görevsizlik kararı dahi olsa, önce taraf teşkili sağlanmalıdır. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/hmk-madde-122-dava-dilekcesinin-tebligi.html)