İlk derece mahkemesi, sanık hakkında kasten yaralama suçundan (TCK m.86) mahkumiyet hükmü kurmuş ve cezayı ertelemiştir. Sadece sanık müdafii, cezanın miktarına itiraz ederek istinaf yoluna başvurmuştur. Bölge Adliye Mahkemesi, eylemin nitelikli kasten yaralama (TCK m.87) olduğunu tespit ederek kararı bozmuş ve dosyayı ilk derece mahkemesine göndermiştir. İlk derece mahkemesi, bozmaya uyarak sanığa TCK m.87'den daha ağır bir ceza verebilir mi? Aleyhe bozma yasağının (CMK m.283) kapsamını, 'ceza' kavramının dar ve geniş yorumu ekseninde tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #100036

Cevap: Hayır, ilk derece mahkemesi daha ağır bir ceza veremez. CMK m. 283'te düzenlenen aleyhe bozma yasağı (reformatio in peius), 'İstinaf yoluna yalnız sanık lehine başvurulmuşsa, yeniden verilen hüküm, önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır olamaz.' hükmünü amirdir. Bu ilkenin amacı, sanığın cezasının ağırlaşacağı korkusu olmadan kanun yoluna başvurabilmesini sağlamaktır. Somut olayda, sadece sanık lehine istinaf yoluna başvurulduğundan aleyhe bozma yasağı devreye girer. Bölge Adliye Mahkemesi, suç vasfını sanık aleyhine değiştirebilir ve bu yönde bir bozma kararı verebilir; ancak bu yasak nedeniyle ilk derece mahkemesi, bozmaya uysa dahi, önceki hükümle belirlediği cezadan (örneğin 2 yıl hapis) daha ağır bir cezaya hükmedemez. 'Ceza' kavramının kapsamı tartışmalıdır. Dar yoruma göre yasak sadece hapis ve adli para cezasının miktarını kapsar. Geniş yoruma göre ise, cezanın ertelenmesi, tekerrür, müsadere gibi sanığın hukuki durumunu ağırlaştıran tüm sonuçları kapsar. Doktrinde ve bazı Yargıtay kararlarındaki karşı oylarda savunulan geniş yorum, yasağın amacına daha uygundur ve sanık açısından kazanılmış bir hak oluşturur. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/aleyhe-bozma-yasaginin-kapsami)